Hayatı rahat ve havalı görünen; her durumda şükretmeye gayret ettiği için, her istediğine çabasızca ulaştığı zannedilen bir kadın varmış. Okumaya, araştırmaya, yaşayarak öğrenmeye meraklıymış. Ama yeterince desteklenmediği, yeterince şans verilmediği, yeterince önemsenmediği için başkalarının başarılarını izlemekle yetinmek zorunda olduğuna inanırmış. Sonra bir gün yolu “koçluk” ile kesişmiş.

Hayatı huzurlu ve ve bereketli görünen; herkesle iyi geçinmeye gayret ettiği için mülayim, ve hırsları, hayalleri yok zannedilen bir kadın varmış. Denemeye, öğrenmeye, daha fazlası olmak için çabalamaya meraklıymış. Ama yeterince bilgili, yeterince cesur, yeterince iyi olmadığı için başkalarının başarılarını izlemekle yetinmek zorunda olduğuna inanırmış. Sonra bir gün yolu “koçluk” ile kesişmiş.

Hayatı kolay ve dertsiz görünen; her seçeneği iyice analiz etmeye ve tedbirli olmaya gayret ettiği için, karamsar, kötümser ve şikayetçi zannedilen bir adam varmış. İncelemeye, anlamaya, karmaşık şeyleri basit hale getirmeye meraklıymış. Ama yeterince sevilmediği, yeterince takdir edilmediği, yeterince anlaşılmadığı için başkalarının başarılarını izlemekle yetinmek zorunda olduğuna inanırmış. Sonra bir gün yolu “koçluk” ile kesişmiş.

Bu üç kişi farklı zamanlarda farklı duraklardan aynı trene binip, 2020’nin Ekim ayında, aynı durakta indikleri yerde yolları kesişmiş.

Bilirsiniz, yol değil ama yolculuk insanı değiştirir. Bu üç kişinin koçluk yolculukları da onları değiştirmiş.

Artık başkaları tarafından desteklemeyi, şans verilmeyi, önemsemeyi bekleyen değil; kendilerine inandıkları kadar güçlü, kendilerine değer verdikleri kadar önemli olduklarını, ve uyandıkları her sabahın hayatın kendilerine vermiş olduğu bir şans olduğunu başkalarına öğreten bir kadın varmış.

Artık daha bilgili, daha cesur, daha yeterli olacağı günleri bekleyen değil; insanın bildiği kadar değil yapabildiği kadar akıllı olduğunu, cesaretin korkusuzluk değil korkuya rağmen yapabilmek olduğunu, yeterliliğin mükemmelle aramızdaki mesafe değil katettiğimiz mesafe ile ölçüldüğünü başkalarına öğreten bir kadın varmış.

Artık sevilmeyi, takdir görmeyi, anlaşılmayı bekleyen değil; insanın sevgiyi alıp veremeyeceğini, ancak kendinde yeşertebileceğini; daha çok takdir gördükçe daha çok başkaları için yaşar hale geldiğimizi, bu döngünün ancak kendi olduğumuz kişiyi takdir etmekle kırılacağını; kendi gerçeğini anlatmanın en iyi yolunun onu yaşamak olduğunu öğreten bir adam varmış.

Öğrendik ki, yol adım atanın ayağının altında belirirmiş. 2020 Ekimde, keyifli ve enerjik profesyonel birlikteliğimizi resmiyete dökmeye karar verdik.

“Keyifli ve enerjik” denilince tabii ki akla çocuklarımız geldi ve firmamızın ismini onların isimlerinden türeterek koyduk.

D.O.Z

Bu yola çıkmaktaki temel amacımız, insanları kendi düşünce ve inançlarının engellerinden arındırmak idi. Kısıtlardan kurtulan bireyin özgürlüğünü temsil etmesi için de logomuzu kafesinden dışarı uçan kuş olarak resmettik.

Hayat bize, kararınızı verip bir yola koyulduğunuzda güzel karşılaşmaları beraberinde getirdiğini gösterdi. Burayı okuduğunuza göre, sizin de yola koyulma zamanınız gelmiş.

Biz kendi yaşanmışlıklarımız ve yolculuklarımızdan beslenerek, sizlere kendi yolculuğunuzda yarenlik etmek için buradayız. Hayatın tüm yönlerini birlikte ele alarak, gelecek planlarınızın temelini birlikte oluşturmak ve farklılıklarla yaşamları zenginleştirmek için…

...herkese #birdozkocluk iyi gelir diyoruz : )