Küçük Ağaç

Köşe başındaki ufak, cılız ağaç akşam sessizliğin içinde hafif esen rüzgâr sayesinde yapraklarıyla dans ediyordu. Yandaki çöp kutusuna çöp atan bir çocuk onu fark etti ve bir hışımla ağacı sertçe sallamaya başladı. Bir şeylere öfkeli olduğu belliydi. Oysa ki ağaç ona bir şey yapmamıştı. Sonra bir an gök gürültüsünü andıran bir ses duyuldu. “Ne yaptın sennnn!! Bırak o ağacı çabuk buraya yanıma gel!”. O ana kadar, dalmış bir şekilde ağacı sallayan çocuk bu sesle irkildi ve sesin geldiği yere doğru koşmaya başladı.

Bir süre sonra çocuk biraz öfkeli, biraz şaşkın, biraz üzgün hali ile, yapması istenilen şeyi (sadece emir verildiği için) yapmaya ağacın yanına gelmişti. O büyük ses şöyle buyuruyordu: “Duyamıyorum, bağırarak söyle! Özür dile o ağaçtan çabuk! Buradan duyacağım.” Neyi, neden yaptığının bağlantısı zihninde kurulmamışken, söylenilen talimatı, istemeyerek de olsa yerine getirdi ve başı yerde, sessizce evine doğru gitti.

Sizce bu olanlar çocuğun bir daha böyle davranmamasını sağlar mı?

Biz ebeveynler, çocuklarımızda olmasını arzu ettiğimiz sağlıklı karar verme, planlı olma, duyguları ve davranışlarını kontrol edebilme, ahlaklı olma, empati kurma, kendisini tanıma gibi bir çok özelliğin hemen var olmasını isteriz. Ne yazık ki bu, onların zihinsel süreçlerini hesaba katmadığımız için, gerçekleşmez. Çünkü çocuğumuzun gelişen beyninde bu etki-tepki davranışının henüz bir karşılığı olmayabilir. Bu da doğal bir süreçtir.

Gelin, beynimize farklı bir açıdan bakalım. Daniel J.Siegel “Bütün Beyinli Çocuklar” kitabında, beynimizi iki katlı bir eve benzetiyor. Alt kat bir ailenin temel ihtiyaçlarının giderebileceği mutfak, yemek odası, banyo, vb bulunduğu kısım. Yani nefes alma, göz kırpma gibi temel fonksiyonların, dövüşme ve kaçma gibi doğuştan gelen dürtülerin, öfke/korku gibi güçlü duyguların yönetildiği kısım. Üst kat ise, her şeyi daha rahat görmeyi sağlayan pencereleri, kütüphanesi ve çalışma odası olan kat. Burası da düşünme, hayal etme ve planlama gibi karışık zihinsel işlemlerin gerçekleştiği yerdir. Yetişkin bir bireyin alt ve üst beynin birbiri ile bağlantılı olduğu zamanlar, en iyi çalıştığı anlardır. Çocukların ise, 20’li yaşlara kadar, bu bağlantıyı kurabilmeleri için desteğe ihtiyaçları vardır. 

Sağlıklı karar verme, planlı olma, duygu ve davranışlarını kontrol edebilme, ahlaklı olma, empati kurma, kendisini tanıma gibi becerileri sergileyemiyor olması, üst beyinlerinin hala gelişiyor olmasındandır. Bu durumda, yani alt kat ile üst kat ilişki kuramadığı zamanlarda, öfke nöbetleri, yanlış kararlar ve empati kuramama durumları meydanı gelir. Peki, biz ebeveynler olarak neyi daha farklı yapabiliriz? Ben anne ya da baba olarak önce kendi duygularımıza bakmak, kendi ruhumuzu beslemek ve kendimizi daha yakından tanımak ile işe başlamanın önemini anlatırım danışanlarıma. Bizler ne kadar duygularımız, düşüncelerimiz, davranışlarımız arasında olumlu köprüler kurarsak, çocuklarımıza da bunun nasıl yapılabildiğini anlatabilme şansımız olur. Sabrımız elbet taşabilir ama bunu doğru kanalize etmek öğrenilebilir. Tıpkı çocuklarımızdan beklediğimiz gibi 😊

O ağaca zarar veren şey, çocuğun kendisi değil; baş etmekte zorlandığı duygu durumudur. Onlarla ne yapacağını tam bilemediği yoğun duygularıdır. Ve bence bir de bu konuda destek olamayan büyüğü… Ne “benim karakterim bu” ne de “çocuğun huyu bu” deyip geçmekle bir şeyler çözülmeyecektir. Gelin, bir yerden başlayalım. İnanın, olanlara siz de çok şaşıracaksınız.

Ayşin Ertüzün
Yönetici Ortak

Beğendiyseniz Paylaşabilirsiniz 🙂

Diğer Yazılarımız

Archived

understanding black box predictions via influence functions, buzz williams contract,

İMAJ

Güneş olmasan da yıldız ol. Ama gökteki en parlak yıldız